Damar Yazılar

Burada sizler için 2026 yılı itibarıyla özel olarak derlediğimiz harika Damar Yazılar sözleri yer almakta. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle zenginleştirilmiş olup, duygularınızı ifade etmenin en anlamlı yollarını sunuyor. Anlamlı, etkileyici ve güzel sözlerle dolu bu Damar Yazılar, biyografisozleri.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınızı güçlendirecek. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda paylaşarak arkadaşlarınızla duygularınızı en iyi şekilde aktarma fırsatını yakalayabilirsiniz.



Seni içimde yaşatmak için neleri öldürdüm bir bilsen.
Sen benim en güzel hislerimsin.
İntihar köprüsü gibiyim bu günlerde, gözümden de, gönlümden de düşen düşene.
Kötü günde katkısı olmayanın iyi günde hissesi yoktur.
Oksijeni bilmem ama kokun şart.
Sen benim bakışına hasret kaldığım sesine özlemle bağlandığımsın. Özlemim, hasretim, bakmaya doyamadığımsın. Bahtıma doğanımsın. Olmazsa olmazımsın. Nefretim, öfkem, kinim, sevincim, umudum, düşüm, rüyam, hayalim ama en çok ağlatan, en çok kanatansın. Sen tarifi imkânsızımsın.
Terkedilen çabuk büyür, hüzün kalana düşse de pişmanlık hep gidenin payına!
Sonra geldin güldün papatya tarlası oldu çorak topraklar.
Gel beraber alalım nefesimizi sevdiğim, sensiz boğazımdan geçmiyor.
Bazen diyorum ki; ne olacak söyle gitsin. Sonra diyorum; söyleyince ne olacak, sus bitsin!
Size sıradan biriymiş gibi davranan hiç kimseyi sevmeyin. Oscar Wilde
Ölürsem beni yârimin kalbine gömün. Mekânım cennet olsun.
Sen kokuyor yokluğunda içtiğim sigaralar.
Güzel bir gülü güzel bir geceyi güzel bir dostu herkes ister. Önemli olan gülü dikeniyle geceyi gizemiyle dostu tüm derdiyle sevebilmektir.
Gönül almayı bilmeyene ömür emanet edilmez…
Gözlerimin rengi standart ama bakışlarım adamına göre değişir.
Biliyor musun şarkılara neden parça deniyor. İhtiyaç duyduğunda bazıları eksik bir yanını tamamlıyor.
Tanıdığımıza pişman olduklarımız çoğaldıkça, yeni tanışacaklarımızdan korkar olduk!
Giderken Allah’a emanet ol dedi! Güldüm, zaten başka kimim var ki?
Verdiği umudu geri alan, aldığı ahı da güle güle kullansın.
Bir kadın söyleyecek çok şeyi olduğu halde susuyorsa suskunluğu bazen sağır edici olabilir.
Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı.
Kalemimin kurşunu bitmiş, öldüremiyorum seni.
Neyin var? “Sorusuna,” Sen yoksun! ” diyesim var. Bildiğin gibi değil.
Zor günler, dostu düşmanı ayıklamak için var.
Düştüğünde yanında olan değil, kalkman için el uzatandır. Unutma.
Sustuğum yerde sen varsın. Konuştuğum yerde özlemin…
Üzülmem mi sanıyorsun yürek ağlar gözden önce.
Mevla’m görelim neyler. Neylerse güzel eyler.
Ey sevgili; heyben acıyla dolar da nefes alamazsan gel. Huzur bulacağın kıyılarım senindir. Umutların solar kurur da su bulamazsan beraber sulayalım, gözyaşlarım senindir. Kanadın kırılır da maviye uçamazsan, ne güne duruyor al, kanatlarım senindir. Çaresiz çilelere bir umut bulamazsan, kendime ettiğim dualarım senindir.
Unutulmak kadar acıdır bazen yaşamak.
Vedalar gözüyle sevenler içindir çünkü gönülden sevenler ayrılmaz. Mevlâna
Gerçek şu ki; hayallerimizde ki insanların hayallerinde ki insanlar değiliz!
Şimdi vur kendini. Unutulmuş bir şiirin son dizelerinde sonra yarım kalan bir şarkı ısmarla kendine. Bu kentte böyle ölünür.
Özlemek denmez buna bunun adı yangın.
Cinayet saati neredeydin diye sorarlarsa unutma ‘gidiyordum’ diyeceksin.
Elimdeki resmin yerine kendin olsaydın. Olsaydın da benim yine derdim olsaydın.
Dalında son bir yaprak olmaktır yaşamak ve asi rüzgâra direnmektir. Fırtına koparken bile ağız dolusu gülebilmektir her şeye inat.
Zor mudur gözlere bakarken aşkı görmek? Yoksa sadece aşk mıdır gözlerdeki tek gerçek?
Ekmeğime hoşça kal sürdün ya sen, ben şimdi ‘aşk’ karınla; sana, ne şiirler yazarım.
Gönül yorgun düştüğünde, yürek dilsiz kalır.
Görmeden seni isteyen gönlüm, görünce nasıl dayansın.
Kolumuzu ısırarak yapardık saatleri; sanki o kadarcıkken zamanın canımızı yakacağını anlarmış gibi.
Ey gönüm bilmez misin gözler sebepsiz yaşarmaz, dudaklar sebepsiz kurumaz, gönülde bir dert olmadıkça kimsenin yüzü sararıp solmaz.
Gözlerinin ‘kahve’sinden koy ömrüme, kırk yılın hatırına ‘sen’de kalayım.
Yükle yalnızlığının bütün gri bulutlarını sırtıma. Vücudum yağmur sonrası toprak koksun.
Dönülmez akşamın ufkundayım, vakit çok geç. Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç.
Masal kitabı gibisin, okuması güzel ama inanması çok zor.
Dünyanın ne kadar küçük olduğunu, “Seni dünyalar kadar seviyorum” deyip de gidenlerden öğrendim.
Ben düşüncelerimi diğer insanların fikrini değiştirecek diye paylaşmam. Ben düşüncelerimi benim gibi düşünen insanlarla yalnız olmadıklarını bilmeleri için paylaşırım.
Sen beni okeydeki ortağın mı zannettin sevgili? “BİT” dediğinde biteyim, “DÖN” dediğinde döneyim!
Biz gönlümüzde ne gemiler batırdık. Kıçı kırık bir sandalın lafı mı olur!
Ne yormak istedim seni. Ne de yormak kendimi. Çok çalıştım gitmeye de kalmaya da. İkisi de aynı acı, ikisi de rezil. Daha öncede gitmiştim ama böyle kalarak değil böyle kalarak değil.
Öyle sessizce öldüm ki defalarca, hiç bir zaman anlaşılmadı yokluğum.
En çok incittiğimiz kişilerin, aslında en sevdiklerimiz oluşu ne garip değil mi?
Toprak gibi sessiz olduğum an bil ki, şimşek gibi gökte gürlüyor feryadım!