Kemal Sunal Sözleri

Burada sizler için 2026 yılı itibarıyla özel olarak derlediğimiz harika Kemal Sunal Sözleri sözleri yer almakta. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle zenginleştirilmiş olup, duygularınızı ifade etmenin en anlamlı yollarını sunuyor. Anlamlı, etkileyici ve güzel sözlerle dolu bu Kemal Sunal Sözleri, biyografisozleri.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınızı güçlendirecek. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda paylaşarak arkadaşlarınızla duygularınızı en iyi şekilde aktarma fırsatını yakalayabilirsiniz.



Hiçbir şey güzel olmayacak ama yaşıyorum ulan ben, bundan daha güzel şey mi var?
Suda dolanır bir peri. Seni düşünmekten kaldım bir kemik bir de deri.
Kemik yiyor bizin ihtiyar, dört nala gidiyor martılar. Hani nerde tutturanlar, 5’te kalıp fıttıranlar.
Ben koşarken de seni seviyorum Hüsniye.
Ben bir balon değilim. Öyle çıkanlar var ve ayakta kalmak için her gün TV’de görünmek zorundalar. Ama benim böyle bir şeye ihtiyacım yok çünkü ben sırtımı halka dayamışım.
Salıverin küçük enişteyi!
Hırsızlık mı yapıyorum, rüşvet mi alıyorum, faizcilik mi yapıyorum, başkasının rızkını mı çalıyorum. Efendi gibi Hüsniye’ye asılıyorum.
Ertem Abi ‘Sen şunu söyle, sen bunu söyle’ diye replikleri dağıttı, ama Kemal’e gelince laf bitti. ‘Oğlum sen de burada gülersin’ dedi ona… İşte bu laf çok önemlidir. Kemal orada güldü, bütün Türkiye güldü.
Türker İnanoğlu. Yazıhanesinde sohbet ediyoruz. Düşündüm de diyor, kaç yıldır bu piyasadayım. Kimsenin arkasından konuşmayan bir kişi tanıdım, Kemal. Saygılı, hatır bilir. Bir arkadaşımızı kaybettiğimiz zaman cenazede mutlaka o ve ben bulunurduk. İkimiz de önemserdik bu son görevi.
Şimdi ben buraya neden çıktım? Niçin çıktım? Nasıl çıktım? Bunu izaha gerek yok gördünüz, yürüdüm çıktım! Ama, çıkmamış da olabilirim. Çıkmışsam çıkmışımdır, çıkmamışsam çıkmamışımdır. Görünen köy. Uzakta değildir.
Aşk kalbimi yakan volkan gibidir, en sevdiğim tatlı kazandibidir. Leyla sev beni, sokma müşküle, seninle kaşık atalım iki tabak keşküle.
Beni isterseniz dövün ama bırakın istediğim gibi güleyim.
Hiçbir şeyden çekmedik, namuslu gibi görünen namussuzlardan çektiğimiz kadar.
Ben de sevilmeyecek adam değilim, güzel adamım bir kere.
Türklüğü her baş her omuz her yürek kaldıramaz!
Parka gidecekmiş iki gözümün çiçeği.
Duygulu ve hassas bir insanımdır. Başkalarının üzerinde bile durmayacağı olaylar, beni çok etkileyebilir. Bir çocuğun ağlamasına ya da bir kedinin açlığına, kısaca tüm canlıların çaresizliğine, umutsuzluğuna onlardan fazla üzülürüm. Doğal olan da bu. İnsanları güldürmek için, acılarına da ağlayabilmek gerek.
Sen böyle gülünce şuranda iki çukur oluyor ya, ölünce beni oraya gömsünler.
Ne demişler; iki gönül bir olunca damlaya damlaya göl olur.
Fes başıma fes başıma püskülü ben olayım. Ah duvar başıma, başım duvara!
Bir insanın burnu patlıcan dolmasına benziyorsa o insandan korkacaksın.
Çamaşırı küvetin içinde yıkıyordum. Arka apartman boşluğunda zıplayarak asıyordum. Bazen gülüyor, bazen kızıyordum. Çamaşır ipini Kemal’e bağlatmıştım. Tabii O’da kendi boyuna göre ayarlamıştı.
Ciddi hatta soğuk adamımdır. Öyle çok gülmeyi sevmem.
Set, haşin, gaddar bilakis çok kibarım. İyi dans erdim, ısrar ederim. O kadar!
Bu ülkenin bütün süpürgelerini küreklerini getirseniz de bu sistemin pisliklerini temizlemekle bitiremeyiz.