Edebi Sözler

Burada sizler için 2026 yılı itibarıyla özel olarak derlediğimiz harika Edebi Sözler sözleri yer almakta. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle zenginleştirilmiş olup, duygularınızı ifade etmenin en anlamlı yollarını sunuyor. Anlamlı, etkileyici ve güzel sözlerle dolu bu Edebi Sözler, biyografisozleri.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınızı güçlendirecek. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda paylaşarak arkadaşlarınızla duygularınızı en iyi şekilde aktarma fırsatını yakalayabilirsiniz.



Eski hayatıma dönmeye niyetim yok diyor Marla. Kendimi iyi hissetmek için bir cenaze evinde çalışıyordum, sırf nefes alıp vermekte oluşuma sevinmek için.
Mahşerde en yakınımızı bile tanıyamayacağımız söylenir ya hep, benim gönül gözüm seni bir yerden ısıracak mutlaka. Adım gibi, adın gibi biliyorum bunu!
Özüne, sözüne kurban olduğum yoluna, izine yüzüm sürdüğüm gündüz düşlediğim, gece gördüğüm yollar uzak, mevsim soğuk, hava kar yüz yüze gelmeden ölmek de mi var.
Küçük bir çocuğun yokuş aşağı koşması gibi seni düşünmek Biraz heyecan, biraz da düşecekmiş korkusu.
Sevmek bu kadar güzelse, kim bilir sevmeyi yaratan ne kadar güzeldir.
Kadınlar duyduklarına, erkekler gördüklerine âşık olurlar. O yüzden kadınlar makyaj yapar, erkekler yalan söyler.
Uçamazsan koş, koşamazsan yürü, yürüyemezsen sürün. Ama naparsan yap ilerlemek zorundasın.
Madem sevmiyorsun o zaman sahip çık gözlerine! Dönüp dolaşıp değmesinler gözlerime.
Gece yağan yağmur gibi sev. Ne sessiz ne de kirli. Olacaksa gönül birlikte olsun. Hem senli hem benli!
Kitap okumanın tadını bilenler bilir ki, okumak deniz suyu içmek gibidir. İçtikçe susarsınız, susadıkça içersiniz.
Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsanız, cehaletin bedelini hesaplayın.
Hadi simit satanı anladım, kestane satanı da. Peki ya dost satan, o da mı ekmek parası?
Çok kişi bir başka türlü kendine yalan. Çok kişi bir başka yalan, kendi türünde. Kiminin kültürü yoksunanlardan. Kimi de ahlaktan yoksun, kültüründe.
Sesini değil sözünü yükselt! Yağmurlardır büyüten zambakları, gök gürültüleri değil.
Diğerlerine benzemiyor yokluğun Diğerlerine benzemiyor ayrılığın… Niye benzesin ki? Hepsinden çok sevilmedin mi?
Baharda kışı, kışın da baharı özler insan. Ne uzaksa onu özler. Kavuşmak şart mı? Boş ver! Bazı şeyler yokken güzel.
Hayatın 4 işlemi vardır: Başarı, insanı toplar. Başarısızlık eksiltir. Aşk çarpar. Ayrılık böler. Geriye sadece sen kalırsın…
Uykumun içinde bir rüya, rüyamda bir gece, gecede ben Bir yere gidiyorum delice. Aklımda sen.
Gel be, gel işte. Küfrüm tövbeme karışsın, aklım fikrime. Öyle bir gel ki bana, nefes nefese.
Bir gün duysan bittiğimi, tükendiğimi çıkıp gelsen uzaklardan korkulu ürkek. Bir incecik dal gibi üzerime eğilsen titreyerek.
Mutlu olmayı yarına bırakmak, karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer. Ve bilirsin, o nehir asla durmaz.
Beni anlamalısın. Çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.
Bazı şeyler İstemsiz olur. Öksürmek gibi, hapşırmak gibi, esnemek gibi; ya da ne bileyim, özlemek gibi.
Bir hoşça kala sığdırdı beni, yere göğe sığdıramadığım.
Kalbin kırılabilir ya da dünyanın en güzel aşkını yaşayabilirsin. Ama denemediğin sürece asla bilemeyeceksin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür; sen hem bir hastalık, hem de sağlık gibisin.
Parçaları kaybolmuş puzzle gibi artık insanlar. Kiminin kalbi, kiminin ruhu, kiminin bir beyni yok.
Ne zaman bu şehirden kaçıp gitme isteği gelse, bir köşeye oturup geçmesini bekliyorum. Gidersem dönmem çünkü biliyorum.
Kalp sevmekten yorulmaz, sevene sebep sorulmaz.
Olduğun yerde mutlu değilsen eğer, güzel bir cümle kur ve içinde yaşa!
Bilirsin, sigarayı da kalem tuttuğum gibi tutarım. Ondan tüter sevda sözleri.
Bakarken kıyamamak mı, yoksa baktıkça doyamamak mı aşk?
Her kahkahanda Allah’a teşekkür etmiyorsan, neden her ağladığında O’na kızıyorsun?
Yine de beddua edemem sana; Allah ne mutluluğun varsa versin!
Bazen insan kendi zamanını yaratır sadece saatin yelkovanında mutlu kalabilmek için, durdu sanırız aslında o arada zaman ancak bu avutur bizi değil mi yaşanan onca şeyden sonra.
Sükût eyle ey kalbim, kalmadı artık söylenecek kelam. Aşktan anlamayana yar olacağıma, yalnız kalırım vesselam.
Yanmak var yanmak var, odun yanınca kül olur adam yanınca kul olur.
Kimse benimle oynamıyor diye ağlayan çocuk! Sen büyü hele, bak ne oyunlar oynayacaklar seninle…
İnsan parasını kaybedince fakir, özgürlüğünü kaybedince esir, aşkını kaybedince şair olurmuş.
Unutmayın, yaktığınız can kadar canınız yanacak ve üzdüğünüz kadar üzüleceksiniz.
Alnım da açıktı, yüzüm de aktı, kimseye verecek hesabım yoktu, günah kervanımı pazara çekti, yükümde ne varsa, hepsini saydı; ah şu şairliğim olmaz olaydı!
Eğer bir gün çok büyük bir derdin olursa; Rabbine dönüp büyük bir derdim var deme. Derdine dönüp büyük bir Rabbim var de.
Sarılmak için yürek gerekir, kollar sonraki iş.
Bir daha beni sevdiğini söyleme! Neden biliyor musun? Çünkü yine inanırım.
Benimle yarına gelecek olsaydın; seni dünde bırakmazdım!
Gelecekse beklenen, beklemek güzeldir. Özleyecekse özlenen, özlemek güzeldir. Ve sevecekse sevilen hayat her şeye bedeldir.
Can Yücel’e sormuşlar; “Neden hep baba sevgisiyle ilgili şiir yazıyorsunuz?” Can Yücel cevaplamış: Anne sevgisini anlatacak kadar şair olamadım.
İyi insan lafın üstüne gelir” demişse eskiler ve ben sürekli seni konuştuğum halde gelmiyorsan; demek ki iyi bir insan değilsin.
Bilmiyorum ne vardı saçlarında. Rüzgâr mı delice eserdi, gözlerim mi öyle görürdü yoksa. Saçlarını her hali hoşuma giderdi.
Kaybedeceğini bile bile neden mücadele ediyorsun dedi, öleceğini bile bile yaşadığını unutmuştu o an. Bozmadım.
Güvenemiyorum insanlara, dil başka olmuş yürek başka. Görünmüyor asıl çehre. Artık o kadar sık değiştiriliyor ki, maskeler bile sahte.
En az benimki kadar annemin de ahı tutar sana. Burnumdan getirdiğin süt, onun sonuçta!
Ben senin mutluluğunu istiyorum dedi ve dediğini de yaptı… Aldı gitti.
Bir dua gönder bana can evinden gizlice. Hâl olur, ferman olur, derdime derman olur.
Çocuk olsam yeniden. Bir tek düştüğüm için acısa içim ve kalbim; çok koştuğum zaman çarpsa sadece.
Kalp dediğin atıyor zaten, marifet ritmi değiştirebilende.
Öyle büyümüş ki içimizdeki yalnızlık sevilmeyi beklerken, beklemeyi sevmişiz.
Baktın hayatın tadını çıkaramıyorsun; tadını kaçıranı, hayatından çıkar!
Dışarıya kar, yüreğime hasret, fikrime sen. Nasıl yağıyorsunuz üçünüz birden; bir bilsen.
Açık çay içerdi hep. Demli olunca bardağın diğer tarafından beni göremezmiş. Öyle derdi.
Âdem ile Havva üç şey seçtiler cennetten çıkarmak için. Birincisi kelimeler, ikincisi aşk, üçüncüsü annelik duygusu. Kelimeleri Âdem yanına aldı, annelik duygusunu taşımak Havva’ya kaldı. Ama aşk çok ağırdı…