Ahmet Kaya Sözleri

Burada sizler için 2026 yılı itibarıyla özel olarak derlediğimiz harika Ahmet Kaya Sözleri sözleri yer almakta. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle zenginleştirilmiş olup, duygularınızı ifade etmenin en anlamlı yollarını sunuyor. Anlamlı, etkileyici ve güzel sözlerle dolu bu Ahmet Kaya Sözleri, biyografisozleri.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınızı güçlendirecek. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda paylaşarak arkadaşlarınızla duygularınızı en iyi şekilde aktarma fırsatını yakalayabilirsiniz.



Sensiz isyan ettim her an dünyam kahır dünyam zindan yine başım duman duman olmadan gel.
Bizi zaman yenecek ve anılar kalacak.
Arka cebimde iki metrelik kefenim duruyor. Her an hazır ve nazır. Ölürsem hayatımda istediğim bir tek şey var. Asla bu ülkeyi sevmiyor demesinler asla yani. Ben Edirne’den Ardahan’a kadar bu ülkeyi çok sevdim.
Ben klasik bir kadere teslim olmak istemiyorum ve öldükten sonra değil şimdi anlaşılmak istiyorum.
Bana böylesi garip duygular bilmem neye gelir nereye gider döndüm işte acı yüreğimden beynime sızar bu günde ölmedim anne.
Bu dağlara bu yollara toz eyledi aşk beni. Ben yanarım aşk için ben yanarım gül için.
Ağladım gözyaşlarım düştü ateşe yine de bu yangını söndüremedim.
Bırak ay gitsin sen kal bu gece.
Bir kenar mahalleliyim mecburen uzaktan severim…
Kırmızı rujlu sokakların aşağılık pazarlıkların adı anılmayacak benle. Bir çiçeğim halk ormanında fışkırdım başkaldırıyorum.
Saçlarına yıldız düşmüş koparma anne ağlama.
Ceketimi yağmurlara astığımdan beri tehlikeli şiirler yazar dünyaya sataşırım.
Kısa çöp uzun çöpten hakkını alır elbette.
Dostlukmuş. Ölüme yürümekmiş. Üstüne titremekmiş. Vefaymış! Aşk dediğin zavallı bir kapıyı duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış!
Dibine vurmuş gecelerden geldim. Yalanım yok. Bir cebimde küfür bir cebimde çocuklara şekerle yaşadım. Hepimizin gurbetindeyim şimdi.
Sırtını duvara yaslar sırtını ağaca yaslar susarsın. Sen artık hiçbir sözü hiçbir sözü kaldıramazsın.
Birazdan kudurur deniz.
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun.
Acılardan arta kalan işte bu bakışlarmış. Buğu diye gözlerimde gün batımı bulutlarmış.
Ben giderim geri gelmem benden sonra kalan kalır.
Dün gece gördüm düşümde seni özledim anne. Gözlerinden akan bendim. Düştüm göğsüne söyle canın yandığımı anne.
Hey gönül gene bu gece kederim geceden yüce. Gel susalım beraberce böyleymiş kara yazımız.
Firarilerin uzmanı olmuşum bütün telsizlerde adım okunur.
Acımasız olma şimdi bu kadar dün gibi çekip gitme.
İhanetin zincirini tutan utansın. Dönüp arkasına bakan utansın. Dost diye bağrıma bastığım insanlar arkamı dönünce vuran utansın.
Hesabım kalsın mahşere elimi yıkar giderim.
Söyle sen neredesin ben nerde.
Depremler oluyor beynimde.
Bir menekşe kokusunda seni aramak var ya bu hep böyle böyle gider mi?
Giden bu yolculardan en çok ben şanssızım. Ne kadar çok yaşadıysam o kadar çok yalnızım.
Siz benim neden sustuğumu nerden bileceksiniz.
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar.
Varsın böyle geçsin yabancı günler varsın canımı yaksın yine yalnızlık. Seninle doluyken baktığım dünler yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık.
Şimdi bütün iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum.
Söyle yağmur söyle. Değmeden yüreğime. Söyle gökyüzüne. O nerde.
Artık sigarayı günde üç pakete çıkardım. Olsun gözüm olsun. Ne olacaksa olsun!
Sanki gökten kar yerine kan yağıyor kar altında üşümüş bir çocuk ağlıyor. Yaşlı gözleriyle bana bakıyor akan gözyaşını içesim gelir.
Giderim buralardan giderim bir akşamüstü. Umurunda olmaz umurunda olmaz umurunda olmaz bilirim.
Gözüm yaşarıyor yüreğim yanıyor olmasaydı sonumuz böyle.
Şimdi saat yokluğunun belası sensiz gelen sabaha günaydın.
Bir türkü mor dağların emanetidir. Firari mahpuslara bir avuç su. Bir türkü dilimi içerdekine.
Yanımdasın susuyorsun. Susuyor konuşmuyorsun. Bakıyor görmüyorsun. Dokunsan donacağım. İçimde intihar korkusu var. Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım.
İki damla gözyaşımla satıldım pazarlarda kırdılar yüreğimi kırdılar azarlarla sürgünlere yolladılar sabah dörtte yağmurlarla. Ben yandım siz yanmayın ALLAH aşkına.
Dışarıda kar yağıyor benim içime yağmur.
Söyle ay doğmadan düşmesin yaş gözüme.
Haykırsam duyamazsın. Çağırsam gelemezsin. Yürekten sevemezsin sen.
Firarilerin uzmanı olmuşum bütün istasyonlarda afişim durur beni bir çocuk bile vurur.
Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi.
Sakin göllerin kuğusuyduk olmasaydı sonumuz böyle.
Ölümü özledim anne yaşamak isterken delice.
Kendine iyi bak. Beni düşünme. Su akar yatağını bulur.
Dedim ya hiç yoktan susturuldu şarkımız.
Bazen bir uçurum kalır bazen de martıların ardından. Velvele koparan bir leş kalır bir intihar gibi puşt olunca sevdalar.
Bir ben kaldım bir ben kaldım tenhasında gecenin avutulmamış ben.
Sensiz geçmiyor bu günler biliyor musun? Yüreğine beni beni soruyor musun? Öyle yalnız yalnız kaldım biliyor musun türküler söyledim sana duyuyor musun?
Sonbahar damlardı damlarımıza biz seninle sararırdık. Aydınlansın diye şu kirli yüzler biz durmadan savaşırdık.
Dostum dostum güzel dostum. Bu ne beter çizgidir bu. Bu ne çıldırtan denge. Yaprak döker bir yanımız bir yanımız bahar bahçe.
Parmak uçlarına değen sıcaklık incinen bir hayatın yarasıdır.
Beni bilimle anla iki gözüm felsefeyle anla ve tarihle yargıla.
Yalnızlığım benim pasaklı kontesim ne kadar rezil olursak o kadar iyi.
Kokunu verirken vazomda güller yıkar mı sandın beni bu yalancı ayrılık.
Sana boncuktan kuş yaptım konacak pencerene.
Bozar mı sandın acılar?
Bu hasretlik kalır gitmez teninde! Eksilmez acılar ezik yüreğimde.
Ben hep uçurum kıyılarında dolaşmayı hep rüzgâra karşı koşmayı uğultulu bir hayatın sesini ve öfkesini ciğerlerimde hissetmeyi aşkı devrimleri başkaldırmayı muhalif olmayı cesareti sevdim. Ve böyle yaşadım.