Burada sizler için 2026 yılı itibarıyla özel olarak derlediğimiz harika Şükrü Erbaş Sözleri sözleri yer almakta. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle zenginleştirilmiş olup, duygularınızı ifade etmenin en anlamlı yollarını sunuyor. Anlamlı, etkileyici ve güzel sözlerle dolu bu Şükrü Erbaş Sözleri, biyografisozleri.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınızı güçlendirecek. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda paylaşarak arkadaşlarınızla duygularınızı en iyi şekilde aktarma fırsatını yakalayabilirsiniz.
Sevinç taşkın yaşanır da; acı yalnız çekilir.
Yastığa başını koyduğunda başucundaki boşluğa bak. Ayrılık diyordun ya.
Tarla kuşu yağmur damlasından dünyayı içsin diye yazarız.
Yoruldum bulutları kirpiklerimde taşımaktan.
Ben gidip hayal kuracağım, siz oturup gerçeğinizi sevin.
Benim en güzel düşlerim içimde kaldı.
Suyu sevmeyen insanın, rüzgârı anlamayan, gökyüzünde bir bulutu olmayan insanın gideceği uzaklık, olsa olsa kendine sızan çaresizliktir.
Gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara, ne aşk, ne özgürlük, ne barış anlatabilirdi.
Bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde, ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek.
Herkesin her şeyi kolayca konuştuğu, Arkasını döner dönmez unuttuğu zamanlardı.
Senden başka kimseyi aramadım gittiğim yerlerden.
İçimizde azalan zamanların kederi, önümüzde bir yere gitmeyen yollar.
İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık!
Dünya sinema perdesi değil ki. Düşlerin de bir sınırı olmalı, insanın gerçeği ile çevrili.
Eskimiş eşyalarız yeri hiç değişmeyen. Yalnızlığı çağrıştırıp yılgınlığı biçimleyen.
Sesinden başka suçum, yüzünden başka iyiliğim kalmamıştı.
Yaşamak zorunda olduğumuz şunca yılı, aykırı uçlar arasında gezdirip geçirmedikçe, alışkanlıkların sınırlarını aşmadıkça zaman zaman, yaşamak, nasıl yenilik olur, tükenmek değil de?
Hayalin, gerçeğe değdiği yeri seviyorum.
Oysa ben bir akşamüstü, oturup turuncu bir yangının eteklerine, yüreği avuçlarımda atan bir can yoldaşıyla dünyayı ve kendimi tüketmek isterim.
Kimse kendinden bir yere gitmiyor. Yaşıyoruz sessizce yaramızı severek.
Biz hepimiz dikenli tellerle sarılıyız, her ilişkide bir parçamız kalır ve bölüne bölüne biteriz de.
Hayat dolduruyor her boşluğu kendince Bir başka başlangıçla Tutuşmak üzere yeniden Pembe üflemeleriyle bir ince soluğun soğuyor acılar bile.
Yüzün bir türkü sonrasının kederli dalgınlığında; güldün mü, ben mi yanıldım, bilmem.
Eskiden her konuda konuşurdum istekle Bir geniş gülümsemeyle dinliyorum şimdi.
Ölümü bilerek nasıl yaşar insan, geride dünyanın kalacağını bilerek nasıl ölür; bilmek bütün acıların anasıdır, de.
Tenin tenime bu kadar sinmişken, ömrüm azala azala önümden akarken, gittiğin gerçek bu kadar herkese benzerken. Senin korkularını, benim inceliğimi doldurup yüreğime, bıraktığın.
Susmak iyileştirmiyor yarayı, yeni yerlere varıyor eski sözler.
Kimsenin kimseyi anlamadığı bir dünyada söz boşluğu dövmekten başka ne işe yarıyor ki?
Susmak yalnızlığın ana dilidir.
Sitemizin gelişimine katkıda bulunmak ister misiniz? Aşağıdaki butonları kullanarak sitemizin gelişimine katkı sağlayabilirsiniz.
Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, ne kapanan kapılar, ne yıldız kayması gecede, ne güz, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık.
Bir kapı önündeyim, girsem suç, gitsem ayaz.
Kalktım yürüdüm elimdeki çaresiz soruyla. İnsan neden hep sona bırakır kendini?
Ne kadar uzaksa bir felaket sizden, o kadar mutlusunuz, unuttunuz başkalarının acısını duymayı.
Kalabalığın uyumuna inat, hayalin gerçeğe değdiği yeri seviyorum.
Suyu sevmeyen insanın, rüzgârı anlamayan, gökyüzünde bir bulutu olmayan insanın gideceği uzaklık, olsa olsa kendine sızan çaresizliktir. Yaşlı bir kadının hüznünü duymazsanız, bir genç kızın saçlarında çarpan kalbini nasıl göreceksiniz?
Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık.
Bir yere gitmeden, gelecek birisini bekliyordu herkes.
Gelecek kaygısı duymaya başladığımız gün, çocukluğumuzu geride bıraktığımız gündür.
Uzun sustum, ey durmadan konuşanlar. Geçmedi üşümem, ben bir aşkın kar yağışından geliyorum.
Anlamakla katlanmak arasında tükendim.
Alnından öptüğüm yerde ülkemsin, ağzından öptüğüm yerde, kadınım.
Her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti bize? Acıyı görmeyen insan, umutsuzluğu yaşamayan, iliklerine dek kederin işleyip yaralamadığı bir insan, mutluluktan, umuttan, sevinçten ne anlar? Göğü görmeden, denizi görmeden maviyi anlamaya benzemez mi bu?
Gizemli bir suskunluğun dargın diliyim. Kan gülleri büyütürüm sabır saksılarında.
Ey sözümün billuru; sensin kalbimden dünyaya yürüyen hayranlık.