Pir Sultan Abdal Sözleri

Burada sizler için 2026 yılı itibarıyla özel olarak derlediğimiz harika Pir Sultan Abdal Sözleri sözleri yer almakta. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle zenginleştirilmiş olup, duygularınızı ifade etmenin en anlamlı yollarını sunuyor. Anlamlı, etkileyici ve güzel sözlerle dolu bu Pir Sultan Abdal Sözleri, biyografisozleri.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınızı güçlendirecek. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda paylaşarak arkadaşlarınızla duygularınızı en iyi şekilde aktarma fırsatını yakalayabilirsiniz.



Bir öğüdüm vardır sana söyleyem en iyi dostundan sakın sen seni öğüdüm dinlersen manası budur en iyi dostundan sakın sen seni.
Hatırın yıkarlar hatır yıkınca gözyaşı yeğlenmez taşıp akınca el elden üstündür arşa erince nasihatim dinle, sakın gururdan.
Pir Sultan Abdal’ım, çağır ya gani veren Allah yine alır ol canı gönül bir gemidir, akıl dümeni akıl dümen, ya söyleyen dil nedir?
Ben bülbülüm dersin, gülün var mıdır?
Bin kez kırdılar dallarımızı bin kez budadırlar. Yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz.
Hünerin var ise kendini devşir söyleyecek sözü kalbinde pişir ululuk büyüklük Hakk’a yaraşır nasihatim dinle, sakın gururdan.
Dağlara taşlara lalesin verdi kafire hisarın kal’asın verdi arıya bal verdi belasın verdi arı ağlar bana, balımdan oldu.
Demiri demir ile dövdüler. Biri sıcak biri soğuktu. İnsanı insanla kırdılar. Biri aç biri toktu.
Pir Sultan Abdal’ım, bu sözüm haktır gaziler sözümün hatası yoktur aşıkın maşuktan dönmesi çoktur Pirin eşiğine düş deli gönül.
Gelir senin ile güler de oynar ardınca önünce ayıbın söyler bir vakit gelince önüne çıkar en iyi dostundan sakın sen seni.
Kaba rüzgâr gibi boşa dolaşma çalıya çırpıya değip ileşme toz toz olup topraklara karışma harman yeli gibi es deli gönül.
Gel ahımı alma güzel bir ah yerde kalmaz imiş gaziler fani dünyada Pir ağlatan gülmez imiş.
Abdal Pir Sultan’ım, keremler kani nereden geliyor canımın canı sensin bu gönlümün şahı sultanı sensiz bu cesette bu can eylenmez.
Pir Sultan Abdal’ım dağlar aşalım aşalım da dost iline düşelim çok nimetin yedim helalaşalım geçti dost kervanı eyleme beni.
Bir su bir gölde çok durursa kokar azar azar çağla ak deli gönül bulanık akma ki içmezler seni çeşmenin gözünden çık deli gönül.
Hak bizi yoktan var etti şükür yoktan vara geldim yedi kat arşa asılı kandildeki nura geldim.
Alem çiçek olsa, arı ben olsam dost dilinden tatlı bal bulamadım.
Cehennem dediğin dal odun yoktur. Herkes ateşini kendi götürür.
Benden selam olsun ev külfetine çıkıp ele karşı ağlamasınlar.
Derdim çoktur hangisine yanayım yürekte yareler türlü türlüdür.
Dertli olmayanlar derde yanar mı sadık derviş ikrârından döner mi dertsiz bülbül gül dalına konar mı ben bülbülüm dersin, gülün var mıdır?
Oku asılanın yayı yasılır gaziler kılıcı Arş’a asılır gurur ile kahramanlar basılır nasihatim dinle, sakın gururdan.
Bir kişi Hakk’ın emrinde olmasa ona nesne gelmez, selamın almam.
Gelir senden önce yükseğe çıkar gözlerinden kanlı yaşını döker ayağın kayınca urganın çeker en iyi dostundan sakın sen seni.
Herkese gönlünce ver deli gönül.
Karga konsa gülistana gülün kadrini ne bilir kendi kadrini bilmeyen elin kadrini ne bilir.
İman eder, amel etmez Hakk’ın buyruğuna gitmez kadılar yaş yere yatmaz hiç böyle bir şeytan var mı?
Ardınca kuyular kazar. En iyi dostundan sakın sen seni.
Aşk harmanında savruldum hem elendim hem yuğruldum kazana girdim kavruldum meydana yenmeğe geldim.
Kara toprak gibi sakin ol otur Hak’tan ne gelirse kabul et getir bahar aylarının yemişin bitir.
Bir halden anlamaz cahile kul eyledi zaman bizi.
Hiç ellerin taşı bana değmez. İlle dostun gülü yaralar beni.
Başım alıp hangi yere gideyim gittiğim yerde buldu dert beni oturup benimle ibadet kıldı yalan söyledi de yüzüme güldü yalın kılıç olup üstüme gel.
Ne kadar bilsen de bilire danış.
Ben dervişim dersin dava kılarsın Hakk’ı zikretmeye dilin var mıdır kendini gör, elde sen ne ararsın hâlâ hâl etmeğe hâlin var mıdır?
Gel ey zahit bizim ile çekişme Hakk’ın yarattığı kul bana n’eyler kendi kalbin arıt, bize ilişme bendeki küfr sendek’imana neyler?
Ateş gibi birden parlayıp yanma yanıp yanıp çevre yanın yandırma kâh karanlık kah aydınlık görünme meydanda mum gibi yan deli gönül.
Şu yalan dünyanın sonu hiç imiş. Akşam gelip konan sabah göç imiş.
Bozuk düzende sağlam çark olmaz.
Abdal Pir Sultan’ım, böyle mi olur herkes ettiğini elbette bulur alıcı kuşların ömrü az olur akbaba zararsız yaşar mı yaşar.
Pir Sultan Abdal’ım böyle söyledi indi aşkın deryasını boyladı bunu işlemeyen kula söyledi en iyi dostundan sakın sen seni.
Altından bir pula olur mu kail konuş ki ehl ile olasın ehil konuşma cahille olursun cahil kişi itibardan düşer mi düşer.
Benden selam söylen sofu canlara vücudun şehrini yuyanlar gelsin yedi kat göklerin yedi kat yerin kudret binasını kuranlar gelsin.
Bu dünya dediğin bir sınık yaydır evveli toy düğün, ahiri vaydır dört kapılı ulu hoş bir saraydır konan göçer imiş, kalan eylenmez.
Dostum beni ısmarlamış, gel diye gideceğim ama yol bozuk, bozuk.
Gönül havalanıp gökte gezerken bana zulüm kanlı zalimden oldu kişinin çektiği dili belası her ne oldu ise dilimden oldu.
Ben de şu dünyaya geldim geleli kalsın benim davam divana kalsın yaradan Allah’tır benim vekilim kalsın benim davam divana kalsın.
Gönüldür cennet yapısı nur ile aydın kapısı kıldan incedir köprüsü geçebilirsen beri gel.
Danışan dağları aşar mı aşar. Danışmadan yola gitse bir kişi Yorulup yollardan şaşar mı şaşar.
Eksikliğim çoktur ben de bilirim. Eksiklikle kabul eyle gel beni.