Karıncalar İle İlgili Sözler

Burada sizler için 2026 yılı itibarıyla özel olarak derlediğimiz harika Karıncalar İle İlgili Sözler sözleri yer almakta. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle zenginleştirilmiş olup, duygularınızı ifade etmenin en anlamlı yollarını sunuyor. Anlamlı, etkileyici ve güzel sözlerle dolu bu Karıncalar İle İlgili Sözler, biyografisozleri.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınızı güçlendirecek. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda paylaşarak arkadaşlarınızla duygularınızı en iyi şekilde aktarma fırsatını yakalayabilirsiniz.



Nemrut, ona karşı gelen Hz. İbrahim peygamberin ateşte yakılması emrini vermiş. Meydanda odunlardan büyük bir yığın yapıp odunları tutuşmuşlar. O kadar büyük bir alevmiş ki bulutlara kadar yükselmiş. Bütün hayvanlar ateşten korkmuş kaçmış. Nemrut, ne güçlü bir kral olduğunu herkes anlasın, görsün istemiş. Nemrut’un askerleri İbrahim Peygamber’i mancınıkla ateşin tam orta yerine atacaklarmış.
Bu sırada göklere kadar varan ateşe doğru bir karınca ağzında küçücük bir damla su ile telaşla gidiyormuş. Başka bir karınca onun bu telaşını görüp sormuş:
Kanuni Sultan Süleyman, Ebu Suud Efendi Ve Karıncanın Hakkı
Gözlerimdeki perdeyi kaldır. Bende de Süleyman ordularına yol veren karıncayı görecek bir bakış olsun. Zor biliyorum. Ama nasipte varsa açılır yollar. Nazan Bekiroğlu
Telaşla yetişmeye çalışan karınca, ağzındaki bir damla suyu ellerinin arasına alıp cevap vermiş:
– Haberin yok mu? Nemrut, İbrahim peygamberi ateşe atacakmış. Meydana ateşin olduğu yere su götürüyorum.
Zavallı karınca yazın çalışır çabalar biriktirir kışın bir yağmur yağar bir yıllık emeği sel alır götürür.
Karıncayı bile incitmem deme! Bileden incinir karınca. Söz söylemek irfan ister anlamak insan! Fuzuli
Sular yükseldikçe balıklar karıncaları yer sular çekildikçe de karıncalar balıkları yer. Kimse bugünkü üstünlüğüne gücüne güvenmemeli. Çünkü kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir. Afrika Atasözü
Karınca güzelim harmanları görmezde bir tanecik buğdayın üstüne titrer. Hz. Mevlâna
Birkaç saat sonra hocası odasına gelmiş ve rahlenin üzerinde el yazısı ile yazılmış kâğıdı görmüştü. Eline hat kalemini alan Ebussuud Efendi, talebesinin soruyu yazdığı kâğıdın altına bir şeyler yazdı ve kâğıdı rahleye bıraktı.
Tembellerin ilk ders alması gereken karıncalardır.
Diğer karınca kahkahalarla gülerek demiş ki:
Sevmeyene karınca yük sevene filler karınca. Dağı bile taşır insan âşık olup inanınca. Şemsi Tebrizi
– Acele ile nereye gidiyorsun?
İstanbul’da güneşli bir günün sabahında Topkapı Sarayı’nın avlusunda bulunan Has Oda’nın kapısı açıldı. Uzun boylu genç bir adam arka bahçeye doğru ilerliyordu. Bu kişi, Avrupa’yı titreten, koca Akdeniz’i hâkimiyet altına alan Osmanlı Devleti’nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman’dan başkası değildi. Devlet işlerinden vakit buldukça soluklanmak için arka bahçeye çıkar, ağaçları, kuşları, denizi seyrederdi.
Bütün dünyayı verseler ve buna karşılık bir karıncanın ağzındaki taneyi almamı isteseler bu zulmü yapmam. Hz. Ali
– Senin yanan büyük ateşten haberin yok mu? Ateşe hiç bakmadın mı? Ne kadar büyük, senin bir damla suyun ateşe ne yapabilir ki?
Karıncalar çok çalışkan hayvanlardır. Bir karınca hiçbir zaman çalışmaktan asla pes etmez.
Kimse karıncalardan iyi vaaz veremez; karıncalar bir şey söylemezler de ondan. Benjamin Franklin
Karıncaya sormuşlar nereye gidiyorsun diye Karıncada sevdiğimin yanına demiş bu ayaklarla varamazsın ki demişler. Karıncada olsun varamasam da yolunda ölürüm demiş.
Karıncalar o kadar çalışkan işçilerse devamlı pikniğe katılacak zamanı nereden buluyorlar? Marie Dressler
Sizden biriniz karınca ısırdığı zaman ne kadar acı duyarsa Şehit olan kimse de ölüm acısını ancak o kadar duyar. Hz. Muhammed
Bir damla su taşıyan karınca:
Ötelere varabilecek olan; yerinde duran bir dağ değil sürekli ilerleyen küçük bir karıncadır. M. Bozdağ
Karıncanın bin zorlukla topladığını kaza rüzgârı bile bir üfleyişte dağıtıverir. Schiller
Ne karınca zayıflamakla aç kalır ne de aslanpençesinin ve kuvvetinin zoruyla karın doyurur. Şeyh Sadi
Günah var mı karıncayı kırınca?
Karıncaların sesini duyan Rabbim elbette gönüllerin feryadını da duyar. Hz. Mevlâna
Hocası Ebussuud soruyu şöyle cevaplıyordu:
Meyve ağaçlarını sarınca karınca
Yarın Hakk’ın divanına varınca
Büyük adam olmak için küçük karıncalar gibi çalışkan olmak gerek. Karınca ile ilgili sözler okuyorsunuz.
Karınca küçük bir hayvandır ama büyük işler başarır. Karınca çok çalışkan bir hayvan olarak bilinir. Toplumda çok çalışkan ve atik olan birisine karınca gibi derler. Karıncalar sadece yazın çalışır kışın yer diye bilinir ama karıncalar hem yazın hem de kışın sürekli çalışırlar. Karıncalar akıllı varlıklardır yuvalarını öyle bir yaparlar ki hem güneşi görür hem de yağmurdan etkilenmez.
Nasibinde varsa alırsın karıncadan bile ders. Nasibinde yoksa bütün cihan önüne serilse sana ters. Mevlâna
O gün deniz, ağaçlar bir başka güzeldi, yalnız ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruştuğunu fark etti. Hemen yanlarına yaklaştı ve eliyle tutup incelemeye başladı. Biraz sonra ağaçların neden buruştuklarını anlamıştı. Karıncalar sarmıştı o güzelim dallarını. Aklına bir çözüm yolu geldi. Ağaçları ilaçlatacaktı. Böylece ağaçlar karıncalardan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birkaç dakika daha düşününce bu fikrin o kadar da iyi olmadığını anladı. Karıncalar da can taşıyordu, ağaçları ilaçlatırsa onlar ölebilirdi. İşin içinden çıkamayacağını anlayan Kanunî, bu konuyu danışmak için hocası Ebussuud Efendi’yi aramaya koyuldu. Hocasının odasına gitti. Ama hocası odada yoktu. Hemen oracıkta bulduğu kâğıt parçasına kafasına takılan soruyu edebî bir üslupla yazdı ve hocasının rahlesi üzerine bıraktı.
Devler gibi eser vermek için karıncalar gibi çalışmak gerekir Necip Fazıl Kısakürek
– Olsun, demiş. En azından tarafım belli olsun.
Hz. İbrahim ve Karınca Hikayesi
Büyük işler başarmak istiyorsan küçük karıncalar gibi çalışkan olmalısın.
Aslan kendinden kat kat büyük bir fili öldürür karıncalar ise aslanı.
Kanunî bir ara tekrar hocasının odasına uğradı. Hocası yine yerinde yoktu; ama rahlenin üzerine bırakmış olduğu kâğıdın üzerine kendi yazısı dışında bir şeylerin daha yazılmış olduğunu gördü. Merakla kâğıdı eline aldı ve okumaya başladı. Yazıyı okuyunca yüzünde bir tebessüm belirdi. Kâğıdın üst kısmında Kanunî’nin hocasına yazdığı sual vardı. Kanunî şöyle diyordu hocasına:
Süleyman’dan hakkın alır karınca.
100 karınca bir damla suyu paylaşmış da bizler koca dünyayı paylaşamadık.
Yaptığın yanlışı kimsenin görmediğini düşünüyorsan; siyah karıncayı gören gece var.
Çalışmaya üşenenler gitsin karıncaya baksın baksınlar da halinden utansınlar.