İnanmak İle İlgili Sözler
Gördüklerim, görmediğimin varlığına inanmaya beni mecbur ediyor.
En az bilinen şeylere, en çok inanılır.
İnanç, dış görünüşünüzü güzel ve parlak, içinizi arzu edilen ve geleceğinizi de muhteşem kılar.
Her şey ve herkes yerli yerinde gerek; mecliste sefihe, meyhanede fakihe inanma.
Başkalarına duyduğumuz inanç, kendimizde neye inanmak istediğimizi ele verir.
Büyük işler başarmak için sadece harekete geçmek yetmez, ne yapmak istediğinizin rüyasını da görmek gerek; sadece rüyasını görmek yetmez, rüyanın gerçekleşebileceğine inanmak gerek.
Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında en güzel çare, dağ ile karı baş başa bırakmaktır. Gün gelip karlar eridiğinde; dağ yolunuzu gözleyince en güzel cevap, başka bir dağdan selam yollamaktır. Hz. Mevlâna
Yenildiğine inanırsan, buna uzun bir süre inanırsan, sonunda yenilgi bir gerçek olur.
Her karşı çıkana değil, yalnız denenmiş kimselere inanmalıdır. Birinci durum hayvanlara yaraşır.
Bir inandınız mı, inanılmaz işleri başarırsınız. Ama bir defa inandınız mı, tüm kâinat sizi engellemek için seferber olur.
Seni seviyorum diyen sözlere değil, senin için ağlayan gözlere inan.
İnanç, Tanrı’nın yüceliğine ve güzelliğine karşı duyulan güven duygusudur. Bu, öylesine kesin bir duygudur ki, insan bunun için hayatım binlerce kez tehlikeye atabilir.
Bir şeye inancı pekiştirmeden önce bir birimize inanmayı öğrenmeliyiz. Canileri yok etmek yetmez. Canilerin ortaya çıkma olasılığına da yok etmek gerekir.
Hiçbir şeye inanmayan kimse, bir bardak içinde ki köksüz çiçeğe benzer.
İnsan bir şeye inandı mı, onu başkasına da inandırmayı borç bilir. Kolay inandırmak için de anlattığına dilediği gibi çekidüzen vermekten, bir şeyler katmaktan çekinmez, onun kafasının alabileceğini sandığı gibi konuşmak ister.
İnanıyorum diyoruz. Acaba, günümüzde ne kadarını inandığımıza yaşayarak geçiriyoruz?
Kişi, inancı ölçüsünde genç, kuşkusu oranında yaşlıdır.
Bir şeye inanmak, bir tesire mağlup olmaktır.
İnsanlar kulaklarına gözlerinden daha fazla inanırlar.
İnanan kişinin bir açıklamaya ihtiyacı yoktur.
İnancın en küçük tohumu bile, mutluluğun en büyük meyvesinden daha iyidir.
İnanç, insanoğlunun sahip olabileceği en yüksek tutkudur.
İnanç, aykırılığa karşı kazanılan son zafer ve varlığın anlamsızlığının son savıdır.
İnancın, ne gerçekliğin içinde bir temeli, ne de gözle görünür bir desteği vardır, ama yine de bir köprü gibi, bizi şimdiki gerçeklikten sonsuza bağlar ve bize destek olur.
Herkesin aynı yalana inanıyor olması, onu gerçek yapmaz.
Bana yalan söylediğine üzülmedim, bundan sonra sana inanamayacağıma üzüldüm.
İnandım ki, yokmuş fenadan aman.
Güneşini yakalayıp gözlerine yerleştirmek için beyaz yelkenlerin gelip seni almalarını bekliyorsan, Yarına inanmak için gün batımına, iyi kalpli görünmek için zayıflığa ve güçlü görünmek için öfkeye ihtiyacın varsa, demek ki hiç bir şey anlamadın!
Asla başka insanlar üzülecek diye kendini üzme, sen kaldırabiliyorsan onlarda kaldırabilir.
İnanç işleri kolaylaştırmaz, mümkün kılar.
İnanç, yeterli kanıtları bulmuş olan kalbin huzura ermesidir.
Herkese inanmak lazım, yoksa yaşamaya imkân yok.
İnanç, sevginin ümide dönüşmüş şeklidir.
İnsan, en az bildiği şeye en çok inanır.
İyi bir konuşmacı, etkili konuşmasını bilen değil, gönlü bir inançla sarhoş olandır.
İnanç kaybolduğunda, insan da kaybolur.
Size doğrusunu söyleyeyim, kim şu dağa: “Kalk, denize atıl!” der ve yüreğinde kuşku duymadan dediğinin olacağına inanırsa, dileği yerine gelecektir.
Eğer bir insan onu rüyasında görmeseydi, başka bir insan onun yapabileceğine inanmasaydı ve başka biri de onun yapılmasını istemeseydi göklere değecek hiçbir şey yapılamazdı.
İnançta, inanmak istemeyenler için yeterince ışık, istemeyenler için ise onları kör etmeye yetecek kadar karanlık vardır.
İnanmıyorum diyorsun; inanmadığına inanmıyorum, biliyorsun.
İnanç, mümkün değilmiş gibi gözüken bir şeyin varlığına duyulan mantıksız bir iman şeklinde tanımlanabilir.
Kolaydır, sevgiliye inanmak.
İnancın yere düşerse silahın da yere düşer.
İnandığı şeyi yapan insanın enerjisi, asla tükenmez.
İnsanın elinden inancım alsaydınız, bir koyun sürüsünün tarihinden başka bir insanlık tarihi olmazdı.
Yapabileceğine inansan da yapamayacağına inansan da haklısın.
Zor olan şey, inanç uğruna ölmek değil, onun uğruna yaşayabilmektir.
Genellikle insanlar, arzu ettikleri (inandıkları) şeye kolayca inanırlar.
Dünyada tutku olmaksızın başarılmış hiçbir büyük şey yoktur.
Sen zafere inanırsan, zafer de sana inanır.
İnanç bir çeşit bahis ya da bir spekülasyon değil midir? Zaten de böyle olmalıdır. Örneğin ben, kurtarıcı peygamberin yaşadığına dair bahse girebilirim.
İnandığından başka, inanılacak bir şeyi olmadığına inanan insan; softadır.
İnandığınız zaman, aklınız o şeyi yapmanın yollarını bulur.
İnanan bir kişinin yapamayacağı bir şey yoktur.
Kadına inanan kendini aldatır, inanmayan da kendini aldatır.
Çoğu insan gördüğüm zaman inanırım der. Gerçek şu ki, inandığımız zaman görmeye başlarız.
Bir şeye samimiyetle inanan insan, yalnız menfaatlerinin kılavuzluğu ilerleyen 99 kişiye bedeldir.
Sevmek, inanmak demektir.
En kötüsü ne biliyor musun? İnandığı her şeyin yalandan ibaret olduğunu fark etmek…
Şimdi inanç neyi ümit ettiğimizden ve neyi görmediğimizden çok emin.
İnanç, içimizdeki gözümüzdür.
İnanmak istemeyeni, hiçbir mantık inandıramaz.
Gözler kendilerine, kulaklar başkalarına inanırlar.
Başarınızın büyüklüğünü inancınızın büyüklüğü belirler.
Eğer heyecan üretemezseniz pek fazla şey üretemezsiniz.
Siz kendinize inanın, başkaları da size inanacaktır.
Bir şeye hala inanmakla, yeniden inanmaya başlamak arasında çok büyük fark vardır.
Büyücüler inanç sayesinde, fizikçilerin hakikat sayesinde yaptıklarından daha fazlasını yaparlar.
İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.