Efkarlı Sözler

Burada sizler için 2026 yılı itibarıyla özel olarak derlediğimiz harika Efkarlı Sözler sözleri yer almakta. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle zenginleştirilmiş olup, duygularınızı ifade etmenin en anlamlı yollarını sunuyor. Anlamlı, etkileyici ve güzel sözlerle dolu bu Efkarlı Sözler, biyografisozleri.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınızı güçlendirecek. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda paylaşarak arkadaşlarınızla duygularınızı en iyi şekilde aktarma fırsatını yakalayabilirsiniz.



Seni sevmeyene asla sabır gösterme! Çünkü sabrının adı yüzsüzlük fedakârlığın adı eziklik sevginin adı kişiliksizlik olur.
Görünürde bir kusurumuz olmasa da birader. Kalbimizin damarları arkasında müebbet yemiş hayaller.
Bugün yine efkârım var dokunmayın bana. Küçük bir çocuk gibi huysuz ve çekilmezliğim. Her şeyden herkesten hatta canımdan bezmişliğim var.
Garibim namıma Kerem diyorlar, hastayım derdime verem diyorlar. Aslımı eller almış haram diyorlar Maraşlı Şeyhoğlu satılmışım ben.
Her erkeğin göz bebeklerine gömülen bir kız vardır içinde olmayan ama efkârlanınca var olan.
Gittin mi büyük gideceksin ayrılık bile gurur duyacak seninle.
Bazen gözlerden yaş akmaz kalp ağlar sadece.
Ucuz insanların üzerine kurulan hayaller size pahalıya patlar.
Bütün aşklar bir mucize olarak başlar ve çoğunlukla bir kâbus olarak sona erer.
Özledim diyorsun mektubunda. Sadece kuru bir özledim mi yazdı yanık yüreğin.
Sustuğun anlar değil yutkunmak zorunda kaldığın anlar rahat bırakmaz.
Çok pahalısın ulan mutluluk.
Bir gün bir yerde tekrar karşılaşırsak eğer benimle yeniden tanış.
Ömrünü verecekmiş gibi hayatınıza girenler ömrünüzü alır giderler.
Gönül yorgun düştüğünde, yürek dilsiz kalır.
Rengârenk hayallerimiz vardı ama kapkara hayatlarımız ağır bastı.
Bunca vefasızlıktan sonra bazılarının ederi kalmadı artık gönlümde. Kaça deseler hiçe sayarım.
Seni içimde yaşatmak için neleri öldürdüm bir bilsen.
Şurama batan diyor şair. Şurama batana özlem demeselerdi bıçak derdim.
Ey yar! Seninle ölmeye geldim. Ateşsen yanmaya, yağmursan ıslanmaya, soğuksan donmaya geldim.
Umut; insanın vazgeçemediği illüzyon. Aynı anda en büyük güç ve en büyük zayıflık kaynağınız.
Kaç kadeh kırıldı sarhoş gönlümde. Ne yaptıysam seni unutamadım.
Yazdıklarımı okuyabilecek milyonlarca insan varken onları yazarken ne hissettiğimi anlayabilecek bir tek sen varsın. Bırak öyle de kalsın.
Ben yağmur yüklü bir bulutum kime çarpsam ağlarım.
Kabullenmek kendi mezarına toprak atmak gibidir bazen.
Bazen doğru olanı yapmak için en çok istediklerimizden vazgeçmemiz gerekir. Hayallerimizden bile.
Dönüp dolaşıp zurnanın zırt dediği yere geliyorum. Neyse bir zırt alayım sol kulağa.
Bir zamanlar aklımdan çıkmayan sen şimdi geçmiş zamanda biri olarak anlattığım oldun.
Ben umutlarımı boş kovanlara doldurdum. Acemidir aldığım nişanlar ben her aşkta kendim vurdum.
Yüreğiyle gelmeyen bahanesiyle gelir.
Beni yıpratan hayatın kahpeliği değil, insanların sahteliği.
Yalnızım. Çünkü herhangi biriyle değil beklediğime değecek kişiyle devam etmeliyim bu yola. Can Yücel
Bazen susmak gerekiyor acı dolu hayatı anlamak için.
İlk bakışta âşık oldun oldun adamım yoksa ikinci bakışta kimin ne mal olduğunu anlarsın.
Yüzümün hep gülüyor olması yorgun olmadığım anlamına gelmez.
Gönlüm deniz değil ki efkarım sahile vursun.
Gecenin zifirisinde tozpembe hayallere dalmak aşkın en yalın hali olsa gerek.
Sahtekâr çıkarken dürüst sandıklarımız acı sözler etmiş arkamızdan ağzını balla kapattıklarımız. Hepsi mız mız… Kötü konuşmuş ardımızdan adını iyi andıklarımız kurtlanmış topladığımız fındıklarımız.
En son utanacağın şey ağlamak olsun.
Dökmeye niyetim yok içimi zaten zor sığdırdım!
Ona sor bakayım! Küstüğümü biliyor muymuş? Yoksa kendi kendime mi gelin güvey oluyormuşum!
Tenine dokunabilmek mi? Hâşâ! Gözüm göz menziline girsin yeter. Hadi düş düşlerime; tutmayana aşk olsun.
Düşme; düşünce sahili olmayan bir deniz olur dünya. Sığınacak bir liman bulamazsın.
Biliyorum imkânsızdı ama ben mucizelere çok inanmıştım. Yazık.
Denize ilk kez giren çocuk masumiyetiyle seviyorum seni. Boğulacakmışım gibi.
Etrafım çok kalabalık ama hepsi merhabalık.
Gidecek yerin kalmadığında zoruna gider hayat.
Aslında söylediklerimden çok sakladıklarımda gizliyim. En iyisi anlamak için konuştuklarımdan çok sustuklarıma kulak verin.
Seni hala nasıl sevebildiğimi anlayamıyorlar. Uğraşmayın boşuna ben bile bilmiyorum diyorum.
Bilemezsin kim dost kim düşman. Bazen tuttuğun eldir seni arkadan vuran.
Söylesene bıraktığın düşü şimdi kim büyütecek?
Yolcu denmez her gidene herkes o yolun taraftarı olmayabilir. Hiçbir sürgün gittiği yolu sevmez mesela.
Tek dileğim ne biliyor musun? Gözlerimi kapamış senli hayaller kurarken gözlerimi açtığımda yanımda olman.
Defolu şehirlerde ihraç fazlası kadınlarsa payına düşen senden önce öpülmüş dudaklarda sana dair cümleler aramayacaksın.
Yolların uzaklığı fark etmezdi seven yürek için. Bahaneler üretiyorsa gel vazgeç. Değmez üzülmeye yalan bir sevda için.
Ben küçükken sinekleri yakaladıktan sonra kanadını kopartıp suda boğan insandım. Tabi ki bana zararın dokunduğunda benden korkabilirsin.
Tutacak bir el bulamazsak bizde elimizi cebimize sokar yürürüz. Sıkıntı yok.
Gülmek her zaman mutlu olmak için değildir. Bazen öyle gülmeler vardır ki; en büyük acıları gizlemek içindir.
Sanki bir şeyleri unutamayacak kadar eskimiş içim!
Olmayacak insanlarla kalıbını aşan hayaller kuruyoruz. Ama unutuyoruz. Ağaçtan maşa aptaldan paşa olmaz.
İnsan iki insanın yüzünü unutmaz; ihtiyaç anında yanında olanı zor zamanda yalnız bırakanı.
Sonra geldin güldün papatya tarlası oldu çorak topraklar.
Var bir canımın acısı içime atıp içimden atamadığım.
İkimizi bir kefene saralar, bir kabirde sır olalım sevdiğim.
Gitsem ayrılık kalsam yalnızlık.
Hiçbir harfi sensiz bir cümleye kurban etmedim.
Erkeklerin kalpleri yerine cüzdanlarında yaşayan kadınlar ruhları yerine kalçalarının okşanmasına razı olmak zorundadır.
Efkarın demir attığı liman yürektir.
Ne gülünecek halime ağlıyorum ne de ağlanacak halime gülüyorum. Ne yaptığım belli değil beni bırakın siz devam edin.
Bakma ağır başlı dik kafalı asi sözlü olduğuma. Sol yanımda hep garip bir çocuk ağlar benim.
Mutsuzluk mutluluktan daha yaygındır. Kabullenmesi zor ama böyledir.
Başkalarının hatalarından ders alın. İnsan bütün hataları kendi yapacak kadar uzun yaşamıyor.
Gece uyuyamayan insanların gündüze sığmayan acıları vardır.
Birini ne kadar çok seversen sev hayat onu senden o kadar uzaklaştırır.
Denize kıyısı var sanki yüreğimin hep serin hep rutubetli.
Ben sadece üzgün olmaktan bıktım. Bir süreliğine başka bir şey hissetmek istiyorum.
Bazen doğruyu bilse bile yanlış anlamak ister insan.
Her gün biraz daha artan sensizliğe kafa tuttum. Ama mutlu ol seni unutamadığım yerde kendimi unuttum.
Sevebiliyorum ama doğru insanı denk getiremiyorum.
Cesaret bir gaz pedalıdır ve korku da bir fren; hedefinize giderken ikisine de ihtiyacınız vardır.
Aklıma geldiğinde hala gözleri dolan bir insanım. Sen beni çoktan unutmuşsundur diyorsun.
Hayat adanmak için değil yaşanmak içinmiş. Bunu sana adadığım hayatı mahvettiğinde anladım.
Hayat: yaşayamadığımız belkiler yaşadığımız keşkeler ve içimizde tuttuğumuz neyselerden ibaret.
Beni benden alan şarkılar yapmışlar ama seni oradan alıp buraya getireni hala yok.
Tespih gibi oldu acılarım çektikçe başa dönüyorum.
Parlatıcıyla aydınlanmaz gelecek fön çekince düzelmez hayat ve fondötenle kapanmaz yaralar.