Dokunaklı Sözler

Burada sizler için 2026 yılı itibarıyla özel olarak derlediğimiz harika Dokunaklı Sözler sözleri yer almakta. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle zenginleştirilmiş olup, duygularınızı ifade etmenin en anlamlı yollarını sunuyor. Anlamlı, etkileyici ve güzel sözlerle dolu bu Dokunaklı Sözler, biyografisozleri.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınızı güçlendirecek. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda paylaşarak arkadaşlarınızla duygularınızı en iyi şekilde aktarma fırsatını yakalayabilirsiniz.



Nesine yar nesine, ölürüm ben sesine, bir daha vursa idi nefesim nefesine. Canım sese mi geldin, kadem basa mı geldin, sağ olsam gelmez idin, öldüm yasa mı geldin? Saçın yüzüne perde, yüreğim düştü derde, ayaküstü duramam, seni gördüğüm yerde?
Ağla yaralı kalbim, her şey yalan ağla, bir avuç küldür elde kalan. Artık savrulup gitsen de rüzgâra ağla, mazidir şimdi senin olan Yaralı yaralı kalbim dokunduğun el yalan, sakındığın gül yalan, sel akar kum olur geriye kalan.
Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin, bir yangının külünü yeniden yakıp geçtin. Ne çok sevmiştim seni, ne çok hatırlar mısın? Bir bahar seli gibi dalımdan akıp geçtin.
Deniz gözlüm benim senin için hazırım, eğer ölüm gerekse ölmeye giderim, yemin olsun seninim çocuklar gibi şenim deniz gözlerinde hayat bulur gözlerim. Yüreğim acır inan senden uzak kalmasın o deniz gözler benim başkası hiç bakmasın.
Hayat bir nefestir aldığın kadar, hayat bir kafestir kaldığın kadar, hayat bir hevestir daldığın kadar.
Kaderde sevmek var ama kavuşmak yok ise şayet, olsun! Vuslata aşık gönül susmaya da razı.
Sen yağmur gibi yağmadın ki ben toprak gibi kokayım.
Acıya sabredersin adı metanet olur, insanlara sabredersin adı hoşgörü olur, dileğe sabredersin adı dua olur, duygulara sabredersin adı gözyaşı olur, özleme sabredersin adı hasret olur, sevgiye sabredersin adı aşk olur…
Ağlama anne benim için ağlama, bende herkes kadar aldım acılardan. Ağlama anne benim için ağlama bende herkes kadar yandım.
Gözlerinde menevişler, denizde martılar gibi bakışların köpük köpük, sonsuzluğu anlatır gibi.
Huyumdur hep ölürüm nice aşklara bölünürüm ayımdır hep tutulurum nice ışıkla korunurum hüzün kovan kuşu gelmiş gecenin yanağına konuvermiş ay tenli aşık şarkıma karşılık vermiş.
Sensiz geçen aylar senelere vurdu gerçekten yürekten sevmek bu kadar zor muydu! Şimdi bana belki pişmansın ama neye yarar benimle olsaydın ölümüne kadar. Bitmedi dertler dostlar namertler hepsi sertler yapamadım anne affet İstanbul mu lanet!
Eğer benim içimdeki seni görebilseydin, kendini sevdiğinden daha fazla severdin beni.
Sustuğun hiç bir cümleden, konuştuğun kadar pişman olmazsın.
Hani verdiğin sözler, hani ellerin nerde? Hani huzur bulduğum, deniz gözlerin nerde? Hani sen hep benimdin? Şimdi neredesin nerde?
Rüzgâr yine kokunu getirdi. Anlayacağın yine canım burnumda. İlhan Berk
Uğruna ödediğin bedeller, mutluluğuna gölge düşürüyorsa, hak ettiğin mutluluk sana biraz pahalıya mal olmuştur.
Özledim diyorsun mektubunda. Sadece kuru bir özledim mi yazdı yanık yüreğin.
Hasretinden yandı gönlüm, yandı yandı söndü gönlüm, evvel yükseklerden uçtu şimdi yere indi gönlüm.
Düşlerin parlayıp söndüğü yerde, buluşmak seninle bir akşamüstü, umarsız şarkılar, dudağımda bir yarım ezgi, sığınmak gözlerine, sığınmak bir akşamüstü. Gözlerin bir çığlık, bir yaralı haykırış gözlerin bu gece çok uzaktan geçen bir gemi.
Sevmek kadar sevilmekte bir acının yara bandıdır ama gerçekten sevmek yar değil yardan yara almaktır.
Rüzgâr ve martı sordular seni, neredesin? Nasıl derim terk etti, bırakıp beni gitti? Anladılar ki aşkımız bitti. Alay ettiler benle hep, sen oldun bunlara bak sebep. Martı dedi: gördüm onu belinde erkek kolu. Rüzgâr güldü halime, dedi: gidelim, düş önüme. Gidemem, dinle martıları. Bitmiyor alayları.
Günler sensiz geçer oldu, yüreğim benden gider oldu baharı beklerken güzelim, hep güneşi arar oldum her şeyin bir sonu var ama sonu yok ki düştüğüm yerin sana değil artık güzelim, ah ölüme koşar içim.
Varmadan sekizine, ergin oldu Ünzile. Hem çocuk, hem de kadın. On ikisinde ana. Bir gül gibi al ve narin, bir su gibi saydam ve sakin susar kadın Ünzile. Yağmuru kim döküyor, Ünzile kaç koyun ediyor. Dayaktan uslanalı hiçbir şey sormuyor. Yağmuru kim döküyor Ünzile kaç koyun ediyor.
Bir orman bir gece kar altındayken çocuksu, uçarı koşmak seninle elini avcumda bulup yitirmek sığınmak ellerine bir gece vakti ellerin bir martı, telaşlı ve ürkek ellerin fırtınada çırpınan bir beyaz yelken.
İşte gidiyorum, bir şey demeden, arkamı dönmeden, şikâyet etmeden. Hiçbir şey almadan, bir şey vermeden, yol ayrılmış, görmeden gidiyorum. Ne küslük var, ne pişmanlık kalbimde, yürüyorum sanki senin yanında, sesin uzaklaşır her bir adımda, ayak izim kalmadan gidiyorum.
Dün gece seni gördüm rüyamda, ağlayarak uyandım tek hatırladığım. Neredesin ve ne yapmaktasın şimdi ben hala seni söylüyorum belki bir gün tesadüfen.
Seni bağrıma değil, bağrımı ve başımı ayağının altına bastım. Gözüm toprak olacak, ama gönlüm daima aşk kokacak.
Hayat da paylaşmaya değer bildiğin bir sır varsa eğer haykırıp dağlara taşlara, anlatmalıymış meğer.
Biliyor musun, seni düşünmek istemiyorum artık. Sevmek istemiyorum seni, hayal etmek, döneceğini beklemek… Ve daha da ileri gidip nefret etmek bile istiyorum bazen. Tamamen içimden söküp atmak, hiç olmamışsın gibi unutmak… Ama sen bunların hiç birine izin vermiyorsun. Mahallenin yaramaz çocukları gibisin, hep kalbime vurup kaçıyorsun.
O senin neyin olur dediler. Güldüm. Uzaktan dedim, uzaktan yandığım olur.
Hani o bırakıp giderken seni bu öksüz tavrını takmayacaktın. Alnına koyarken veda buseni yüzüne bu türlü bakmayacaktın. Gelse de en acı sözler dilime, uçacak sanırım bir kaç kelime, bir alev halinde düştün elime.
Aynı kitapları okur, aynı filmleri izler, aynı müzikleri dinlerdik. Herkesten farklıydık biz, biz gerçekten ayrıydık. Şimdi ne okusam, ne izlesem, ne dinlesem hemen elim telefona gidiyor sonra o eskidendi diyorum çünkü biz artık gerçekten ayrıydık.
Belki de sonu nasıl bitecek diye korkmaktan sevmeyi unuttuk.