Cahit Zarifoğlu Sözleri

Burada sizler için 2026 yılı itibarıyla özel olarak derlediğimiz harika Cahit Zarifoğlu Sözleri sözleri yer almakta. Bu içerik, hem kısa hem de uzun ifadelerle zenginleştirilmiş olup, duygularınızı ifade etmenin en anlamlı yollarını sunuyor. Anlamlı, etkileyici ve güzel sözlerle dolu bu Cahit Zarifoğlu Sözleri, biyografisozleri.com.tr de bulabileceğiniz sosyal medya paylaşımlarınızı güçlendirecek. Instagram ve WhatsApp gibi platformlarda paylaşarak arkadaşlarınızla duygularınızı en iyi şekilde aktarma fırsatını yakalayabilirsiniz.



Değil mi ki kavuşmalarımız topal. Ayrılıklarımız koşar adım.
Adam acı mümkün olduğu kadar kendi içine aksın diye yüzünü öne eğmişti.
Çıktığım her yerin kapısını sert kapatmamla tanınırken, senin kapın çarpmasın diye arasına elimi koydum.
Hayalimin ayağı yere değmiyor henüz. Onun gerçekleşmesine dayanacak onun yükünü kaldıracak topraklarım yok.
Biz kendimizi hep doğru yoldan ayrılmamış kabul eder ve dünyanın bir imtihan hane olduğunu hep başkaları için düşünürüz.
Ehli takva olun ehli secde olun. Farzları alenen yerine getirin. Nafileleri kendi nefsinizden bile gizleyin.
Bir duruşu olmalı insanın. Bir bakışı, bir anlayışı, bir aşkı, bir davası olmalı.
Bana hissettirdiklerini seviyorum, sanki her şey mümkünmüş gibi, sanki yaşamaya değermiş gibi.
Vicdanen rahat olmamız yetmiyor. Başkalarının hakkımızda yanlış kanaatler edindiğini görmek üzüyor bizi.
Oturup konuşsak geçerdi belki her şey, başını alıp gitmek sevdaya dahil değil.
Rüzgâr nereden eserse essin güzeldir. Alevler bir ayrı âlemdir. Dirlik sevinçtir göç içimizedir.
Kapı aralığından baktığımda görebildiğim en güzel şeydir yaşamak.
Buruşturularak atılmış bir kâğıt parçası gibiyim. İçimde kalkıp gidenlerden doğan boşlukların ağırlığı… Ve sevmek. Ve korkmak ve nasıl uzaydaymışım gibi yalnızım.
Zira, gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çabuk kirlenir.
Aklımdan çıkmıyorsun dedim. Başka türlüsünü yorgunum anlatmaya.
Şöyle irice bir kelime bul ok atsın yüreğime.
Şu küçücük kalpte nice hakkın yüklü.
Yıkılmak binaya mahsus bir şey değil ki, Züleyha. Bir insanın, bir cümle ile yıkıldığını gördüm ben.
O sabah ezan sesi gelmedi camimizden. Korktum bütün insanlar için bütün insanlık adına.
İnsan kendi mutlu olma imkânını görebilmeli. Mutluluksa filmlerin romanların içinde değil kendi yaşadığımız basit hayatın içindedir. Ve önemli olan yaşanılan andır.
Farz et körsün olabilir. El ele tut. Taş al ve at. Kâfiri bulur.
Aradığımızın ne olduğunu biliyorsak arayacağımız yer bellidir.
Ölü kalbimiz dirileydi hakka dönüp sadakayla yıkanaydık dünyaya hiç meyletmeyeydik.
Şöyle olmuş: Ben sen demişim sense sen.
Kalbinizi yumuşatın ama iradeniz sert olsun. Kelimelerinizi yumuşatın ama nüfuzunuz kuvvetli ve derin olsun.
Ateşe hakiki bir çay koyalım. Şehri unutanlardan olalım.
Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım.
İçim, ey içim. Bu yolculuk nereye? Yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin.
Az az ölüyoruz her gün yağmurdan havadan bahseder gibi.
Gelecektim ama daha kötü bir hatıram olsun istemedim.
Bir gün elbette sofraya birlikte çökeriz. Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım.
Çok geçmeyecek aradan şöyle diyeceğim: Bulutlar açmadı, mavi gök orda mı?
İnsan sevmeli; bazen bir insanı yahut da bir ağacı ya da kanadı kırık bir kuşu.
Evet hatırladım küçük basit şeyler yetiyor kederlenmeye. Ya mutluluğa?
Ben onunla içimden konuşuyordum.
Nereye kadar kendinden kaçabilirsin? Ya bir daha geri dönemezsen…
Alnı secdeye inen insanların sesleri birbirine bağlanabilirse ancak o zaman sokaklar meydanlar ardına kadar açılır.
Bitti o şiir, başka mısra gerekmez.
Diline bir düğüm at ve otur. Dinle. Gıybet ve dedikodu münakaşa ve cedel su-i zanlarla dolu söz varsa ya durma ayrıl ya da engelle.
Sevgisizliğinin dayatıldığı coğrafyalarda aşk şiiri yazmak bile başlı başına baş kaldırmaktır.
Dedim ya işte bocalıyorum. Yeniden yaşamaya başlamak kolay mı?
Kuşlara takılıp gidiyor aklım.
Yaşamak bir perde gibi kalkıyor aramızdan. Zamansız mekânsız bir tünel başındayız şimdi.
Bilmediğim ve ne yapacağı belli olmayan bir duyguyla hırpalanıyorum boyuna.
Şimdi yoksun üstelik uzaktasın ellerin yapayalnız biliyorum gözlerin dalıyor yine hep benim için olmalı.
Bir gün ister istemez karşısında olacaksın kaçtıklarının. Dua et o gün henüz mahşer olmasın.
Bir ölüm vefalı bir de sonbahar.
Seni sevmek merhamettir Kudüs. Seni sevmek Peygamber duası gibi.
Bir şehir kadar kalabalıktır bazılarının yalnızlığı.
Hayır kalbim yorulmadım hayır hayır yıkıl daha.
Ve insan en çok göğe vurgun. Sonra zifiriliğe, şiire ve hep Allah’a.
Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden, Suriye’nin toprağından, Bosna’nın bayrağından, Gazze’nin gözyaşından öpüyoruz…
Gökyüzüne bakmayanların kalbi daha çok kirlenir.
Bazen yağmur olmak ister insan. Yağmak ister sevdiğinin yüreğine.
Az ağlıyoruz, dünya bu yüzden çok kirli.
Ve önemli olan ‘an’dır. Onu ibadet sabır anlayış tevazu ve merhamet ile anlamlı hale getirmek mutluluğun ta kendisidir.
Filistin bir sınav kâğıdı her müminin önünde.
Dedi ki sen şairsin elindeki bu taş ne? Dedim ki şair aşka boyun eğer zulme değil!
Ah şu yalnızlık kemik gibi ne yana dönsem batar.
Merhamet capcanlı bir kuştu insan kalplerinde. Bir ölçü bir adaletli ki eşi emsali bulunmaz.
Ayrılıkla başım belada gözlerini çevir gözlerime yoksa ben sensiz bu sessizlikle. Deli gibiyim sensiz bu sensizlikle.
Başıma düşmüş sevda ağı. Bir başıma tenhalarda kahroldum.
Bir tabut düşün, içinde ben, içimde sen.
Uçmayı öğrenmeden göçmeye mecbur kalmış bir kuş gibi kalbimiz.
Bu dünya soğuk… Rüzgâr genelde ters yöne eser. Limon ağaçları kurur. Bahaneler hep hazır. Güzel günler çabuk geçer. İçimiz hep bir hoşça kal ülkesi.
Bize sözlerimizden çok yüreğimizden anlayan gerek.
Düştümse sana bakarken düştüm.
Bakıyorsunuz zulmedilenlerin tek ortak özelliği var Müslüman oluşları ve zulmedenlere bakıyorsunuz onların da bir tek özelliği var Kâfir oluşları veya küfre hizmet edişleri.
Haydi bir şeyler daha yazayım diye kaleme sarılmayın. Beklemeyi bilin. Susayınca acıkınca nasıl anlıyorsak yazmak anını da anlarız.